gelecekten birileri bir gün kapımı çaldı
dediler ki hemen seni bizimle götürmeli
ama sevgilimi nasıl bırakıp da giderim
onu böyle üzüp de gözyaşını dökerim
 diye itiraz ettim

merak etme dediler biz zaman yolcusuyuz
 endişeni öngörürüz
seni geleceğe götürsek de aynı güne döndürürüz

pekala dedim onlara

veda ederken sevgilime
göz açıp kapayıncaya kadar döneceğim üzme
kendini demiştim oysaki

zamanda yolculuk edip şövalyeliğe atandım
dünyayı kurtarmak için maceralara atıldım
uzayın derinlerindeki canavarlarla savaştım

korkunç şeyler gördüm
korkunç şeyler işittim
korkunç şeyler yaşadım

ama beni bekleyen sevgilimi hatırlayıp hep
kötülüklerin hepsine herbirine katlandım

ve artık asırlar süren görevim sonlanınca
insanlar zulüm ve cefadan kurtulunca
imparator çağırıp bana bir nişan verdi
geçmişe dönmeden önce bizden ne istersin dedi
sevgilime kavuşmaktan başka bir şey istemem
ama teklifiniz için çok teşekkür ederim

böylece döndüm evime daha akşam çökmemişti
sevgilim aynı balkonda bekliyordu beni
demek birkaç saat bile olmamıştı gideli

sevgilime koşup da sarılasım geldi
ama o hain aldanış
ellerimi uzatıp doğrulturken sevgilime
buruşmuş eller gördüm; buruşmuş ve yaşlanmış
buruşmuş bir yüz buruşmuş kollar
ama o hain insanlar söylememişti bana
geçmişe on yılların yaşanmışlığıyla döneceksin
bu halimle nasıl sevgilimi öperim
saçlarını okşayıp güzel sözler söylerim

böylece terkettim onu hiçbir söz söylemeden
belki hala bekliyordur gece gündüz demeden

bense şimdi ağlıyorum, dünyaları kurtaran ben
o efsunlu nişanı izleyip düşünürken